İrticadan öncelikli tehdit: Muhafazakarlaşma
| İrticadan öncelikli tehdit: Muhafazakarlaşma |
| 05.10.2006 16:27 |
| Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor. Kur’an-ı Kerim, Hucurat 17
Kaybı bildiği için, kafayı muhafaza etmeye takmıştır. Şekli, kabuğu muhafaza etse; içeriği edemez. İçeriği muhafaza etse, şeklini bozar. Çünkü muhafazakarlık; neyi muhafaza ettiğinin tanımını yapmaktan imtina eden, kıvırtmaya, içeriği oportunistçe kullanmaya müsait siyasi bir operasyonun adıdır. ‘Kutsal aile’yi koruyan muhafazakar, bunu karısını sekreteriyle aldatarak yapar. Sekreter emniyet sibobudur. Aldatma, evliliğini kaim kılan ‘ahlaksızlıktır.’ Muhafazakarlık, evliliği kaim kılmak için aldatmaya cevaz veren sistemin adıdır. … Neyin muhafaza edildiği konusunda, bir ideolojik veya tarihsel netlik bulamazsınız muhafazakarda. Bu faaliyete girişmez. Kavramlardaki belirsizlik, muhafazakarı muhafazakar yapan şeydir. O yüzden anakronikdir. Örneğin din konusunda, bakarsınız 1950’li yılların dindarları gibi giyinmeyi muhafaza etmeye çalışırken; bir bakarsınız ağaçlara bez bağlarken 1500 yıl geriye sıçramış Cahiliye devrini muhafaza etmeye girişmiştir. Oportinizmle yönetilen bir anakronizm (zamansal uyumsuzluk) inşa etmiştir. … Gündelik hayat böyle gelişirken, siyasi izdüşümünü, ideolojisini de buna göre kurumsallaştırmıştır. Bugün Türkiye’nin ‘irtica’ diye teşhis edilen tehdit önceliği, aslında ‘muhafazakarlaşmadır.’ İrtica net bir geri dönüşü ifade eder. Genelde kültürel hedef ‘Asr-ı Saadet’tir. Muhafazakar ise, geçmişten akıp gelen ‘geleneksel’ kimi değerleri, bir koleksiyoncu edasıyla tarihin kimi dönemlerinden toplamış, biriktirmiştir. Kar yazmakta kullanım değerleri bulunanları seçmiştir. İşine geldiğinde çıkartır cebinden, lüzumlu yerde kullanır. … Dünyadaki bütün istatistikler, gündelik hayattaki sapkın eğilimlerin muhafazakarlar arasından çıktığını gösteriyor. Siyasi dünyada da izdüşümü vardır. Türkiye’ye gelince… Tezi açık yazıyorum: Türkiye’nin sorunu marjinal ‘irtica’dan ziyade, ‘yaygın’ muhafazakarlaşmadır. İşte TSK ‘irtica’yı hedef aldıkça, ‘mürteci’ görüntüsündeki muhafazakarın, ben muhafazakarım diye bağırmasının sebeb-i hikmeti budur. İrtica tehlikesi var, dediği zaman TSK, Bu sözün muhataplarının ‘evet irtica tehlikesi var, temizleyelim’ diyebilmesi; muhafazakarlığın operasyonel yeteneğinden kaynaklanan bir özelliktir. … Muhafazakarlık, şeyh efendilerin ellerini ayaklarını öpen, sonra da konjonktür değiştiğinde, söylemlerini ‘tutuklansınlar’ demeye getirmeye müsait bir siyasal alettir. Efendiler, şaşkınlık içindedir. … Tehlike ‘irtica’dan önce, muhafazakarlığın kendisidir. Çünkü neyi muhafaza ettiğini tanımlayamayan, tanımlamak istemeyen muhafazakar; ne dini, ne cumhuriyeti muhafaza edemeyen; ikisini de kaybetme endişesiyle kafayı ‘muhafaza’ etme kavramına takmış, siyasetini böyle isimlendirmiş insandır. Türkiye’nin sosyal dokusunu ve siyasi haritasını tahdit eden bu girişimi tartışmaya açarken; dindarın da, laikin de, dinsizin de varoluşunun muhafazakar tarafından çözüldüğünü hatırlatmak istiyorum. Net anlaşılmasında anahtar olabilir: Televole Medeniyeti, Beyaz Türk’ün medeniyeti değil, aksine muhafazakarın medeniyetidir. Finans Kuruluşu’nun adını, diyelim Furkan koyan, ramazanda oruç tutan ama t-shirt’ünde Fcuk markasını taşımaktan gocunmayan, oruç tutmayanı takke ve şalvarla değil ama bu ‘modern’ kıyfetiyle linç etmeye kalkan, beş birayla bilinçaltını serbest bırakıp ona buna sarkıntılık eden, Müslüman değil, muhafazakardır. Sibel Can bu profilin pazarına soyunup, Seda Sayan bu profile kapanmıştır. Konunun müslümanla da, laikle de ilgisi yoktur, vesselam. |


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder