iPhone Factory | iPhone Hakkinda Hersey

24 Mayıs 2007 Perşembe

Ilk bittorrent mahkûmu

İlk bittorrent mahkûmu

İlk bittorrent mahkûmu

Bittorrent ağı üstünde bir filmi kopyalanmaya açtığı için yargılanan ilk kişi olma unvanına sahip Chan Nai-ming, ülkesi Hong Kong'da davayı kaybederek üç ay hapse mahkûm oldu. Big Crook ismini kullanan 38 yaşındaki Nai-ming, 2005 yılından bu yana süren mahkemenin sonucunda mahkemeye çıkmasına sebep olan Daredevil, Miss Congeniality ve Red Planet adlı üç Amerikan filmini sadece sisteme yüklediğini, dağıtmadığını iddia ediyordu.

Biber gazi ile emniyette miyiz?

Biber gazı ile emniyette miyiz?

Biber gazı ile emniyette miyiz?
Polisin 1 Mayıs saldırısında, göstericiler de İstanbullular da büyük zarar gördü.
Biber gazı, güvenlik güçlerinin neden olduğu ve sayısı giderek artan yaralanmaları, ölümleri engellemek amacıyla kullanılmaya başlandı. Ancak bunun doğru olmadığını, en son 1 Mayıs 2007'de İstanbul'da gördük. Bir kişi hayatını yitirdi, onlarca kişi biber gazının kötü etkilerine maruz kaldı

AYÇA ERSEN (E-mektup)

Bugün tüm dünyada güvenlik güçleri tarafından özellikle gösteri ve eylemlerin kontrolü için kullanılan ve "biber gazı" olarak bilinen çeşitli kimyasal maddelerin 1 Mayıs'ta İstanbul'da insanların üzerine boca edildiğini gördük. Peki bu kimyasalları tanıyor muyuz?
İlk bakışta "biber gazı" ifadesi bu gazın doğal ve güvenli bir madde olduğu izlenimi veriyor, ancak bu kimyasal maddelerin etkileri incelendiğinde göründükleri kadar masum olmadıkları anlaşılıyor.
İlk olarak 1871 yılında üretilen bu göz yaşartıcı maddelerin, sprey ve bomba halinde yaygın olarak kullanılmaya başlanması 1990'lı yıllarda gerçekleşmiş olmakla birlikte, rafine edilmemiş formuyla biber, doğal bir kimyasal silah olarak yüzlerce yıldır kullanılıyor. Örneğin yüzlerce yıl önce Çinlilerin toz biberi bir karışım haline getirerek düşmanların gözüne sıktıkları, Japonların ve Hintlilerin toz biberi savunma ve saldırı amaçlı kullandıkları belirtiliyor. (1, 2) Tarihte bu kimyasalların kullanım biçimleri konusundaki gelişmelerin savaş dönemlerinde hız kazandığını görüyoruz. Özellikle Vietnam Savaşı sırasında Kuzey Amerika'da spreylerden patlayan bombalara kadar bu kimyasalların pek çok farklı tipi üretildi. 1969'da içlerinde ABD'nin de bulunduğu 80 ülkenin Cenova Sözleşmesi'yle, göz yaşartıcı gazları savaşta kullanımı yasak maddeler arasında kabul etmesine rağmen ABD, dünyadaki en büyük üreticilerden biri olmaya devam etti. Bugün için sadece Kuzey Amerika'da tüm dünyadaki üretimin yüzde 41'ini gerçekleştiren 108 üretici firma bulunyor. (2)

'Toplumun güvenliği' için!
Bugün pek çok ülkede bu kimyasallar, güvenlik güçleri tarafından "toplumun güvenliğini sağlamak" gibi "meşru" olduğu iddia edilen gerekçelerle, yine geniş toplum kesimleri üzerinde kullanılmasına rağmen sağlık üzerine etkileri kesin olarak bilinmiyor. Bu kimyasalların sağlığa etkileri üzerine yapılan çok az sayıda araştırmanın sonuçları ise ürkütücü görünüyor:
1. Bu maddelerin akut etkileri arasında gözlerde ağrı, yanma hissi, aşırı göz yaşarması, gözkapaklarının kapanması, görme problemleri, deride kızarıklık, dermatit, egzema, baş ağrısı, baş dönmesi, kusma, pulmoner ödem, akut solunum yetmezliği, hipotansiyon, göğüs ağrısı sayılıyor. (2, 3)
2. Eğer maruz kalan kişilerin astım, kronik akciğer hastalığı, hipertansiyon veya kardiyovasküler hastalığı varsa bu semptomlar çok daha belirgin görülüyor, hatta ölüme neden oluyor. Askeri medikal araştırmalarda şimdiye kadar saptanmamış anevrizması bulunan 30'lu yaşlardaki insanların özellikle risk altında olduğu belirtiliyor. (2, 3)
3. Bu maddelerin, uzun dönemde kansere ve doğum defektlerine yol açabilecek kromozomal bozukluklara neden olabileceği iddia edilmekle birlikte, bu etkilere dair yeterli kanıt bulunmuyor. Yeterli kanıt bulunmaması hem araştırmaların yetersizliğinden hem de varolan az sayıdaki yayının askeri tıbbi araştırmalar kapsamında yapılması nedeniyle gizli kalmasından kaynaklanıyor. (2, 3)

Kimyasal silah mı?
Yukarıda belirttiğimiz gibi pek çok farklı kimyasal bileşen piyasaya sürülmüş olmakla birlikte aslında bu maddelerin sağlık üzerine zararlı etkileri arasında önemli farklılıklar bulunmuyor. Bu maddelerin gaz ya da aerosol olarak kullanımını sağlayan çözücülerin karaciğer ve böbrek hasarına, akciğer tümörlerine, hücre mutasyonlarına, doğum defektlerine neden olduğunu iddia eden çok sayıda araştırma bulunuyor. Bu kimyasalların tek tek belirtilen etkilerine ek olarak karışım halinde kullanıldığında birleşik etkisi bilinmemekle birlikte çok daha toksik etkiye sahip olabilecekleri düşünülüyor. (2, 4)
Bütün bu çalışma ve araştırmalara dayanarak, saygın bir tıp dergisi olan Lancet 1998'de, bu maddelerin etkileri anlaşılıncaya kadar kullanımının ertelenmesini önerdi. (5)

En popüler: OC
OC (Oleoresin Capsaicin), California'da Ekim 1992'de kullanımı yasal hale gelmiş ve bugün en yaygın kullanılan göz yaşartıcı kimyasal. Daha sonraki yıllarda, OC'nin güvenlik güçleri tarafından kullanılmasına önayak olmuş FBI ajanı Thomas Ward'ın, OC üreticilerinden tüm ABD'de kullanımını garanti etmesi karşılığında 57 bin dolar aldığı ortaya çıktı. (1)
31 Mayıs 1994 itibarıyla bir yıllık süre içinde ABD'de biber gazı polis tarafından 16 bin kez, yani günde ortalama 24 kez kullanıldı. ABD'deki bir sivil toplum örgütü olan American Civil Liberties Union'ın (ACLU) yaptığı bir araştırmada, Ocak 1993-Haziran 1995 arasında biber gazı sıkılan kişiler arasında 26 ölüm tespit edildi. Toplam ölümlere bakıldığı zaman sonuçlar, polisin biber gazını her 600 kullanışında bir kişinin çeşitli nedenlerle öldüğünü gösteriyor. Ölen kişilerin yüzde 61'inde altta yatan kalp ve solunum yolu hastalığı, iki kişide astım olduğu anlaşıldı. Bu sonuçlar altta yatan hastalıkların gazın etkisini artırdığına dair önemli kanıtlar sunuyor. Raporda belirtilen diğer önemli bir nokta ise, polis olay yerine ulaştığında, kurbanların hiçbirinin şiddet içeren bir suç işlemediği yönünde. (3)

Güvenlik mi? Sindirme mi?
Yaygın olarak görülen akut etkileri, gazın kullanım amacının hedef kişide endişe ve korku yaratarak etkisiz hale getirmek olduğunu düşündürüyor. ABD'de OC kullanılan eylemlerin niteliğine bakıldığında, çoğunun şiddet içeriği olmayan protesto gösterileri olduğu görülüyor. Ocak 95'te biber gazı ürünlerinin California'daki en büyük üreticisi olan Amerika Savunma Teknolojileri Birliği sadece OC'nin uzak mesafeden, bir kez kullanılabileceği ve bir saniyeden fazla kullanılmaması gerektiği konusunda güvenlik güçlerini uyardı, bundan fazlasının eklenen sağlık riskleri ortaya çıkaracak bir aşırı maruziyet olacağını belirtti. (2) Ne var ki OC'nin protesto gösterilerinde üreticilerin önerdiği biçimiyle kullanılması mümkün olmuyor. Polisin, kimin bu gaza ne miktarda maruz kaldığını gözlemlemesi ve risk altındaki kişileri öngörmesi neredeyse imkansız. 1 Mayıs'ta İstanbul'da gözlendiği gibi, daha önce dünyadaki başka örneklerde de bu gazların kullanımı sonucu oluşan gaz bulutu, hem protestocuları hem de çevredeki insanları etkiledi. Biber gazına maruz kalan kişilerin bakımında ise devlet sorumluluk almıyor.
"Biber gazı" üretimi ve kullanımının denetimindeki boşluklar da dikkat çekicidir. ABD Sağlık Dairesi (FDA), sadece gıda ve ilaç denetiminden sorumlu olduğunu bildirerek biber gazının her iki kategoriye de girmediğini ve bu nedenle alanlarına dahil olmadığını belirterek denetiminde sorumluluk üstlenmedi. (3)
Yüzyıllar önce Çinliler tarafından kullanıldığını belirttiğimiz yöntem, bugün teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapanın tespit edilemediği bir cezalandırma yöntemi haline geldi. Türkiye'de ve dünyada polisin araçlara bindirilmiş, zaten kontrol altında olan insanların üzerine göz yaşartıcı sprey sıktığı pek çok görüntü izledik. Bu konuda başka ilginç örnekler de var. Göz yaşartıcılar 1995 yılında Wash'taki Green Hill Okulu'nda okul idaresi tarafından öğrencileri cezalandırma yöntemi olarak kullanıldı. Pediatri uzmanı Dr. Cohen tarafından açılan davada bu kimyasalların çocuklar üzerinde yaratabileceği sağlık riskleri, mahkemenin bu uygulamayı yasaklama kararı almasına neden oldu. (3) Biber gazının kontrol değil, cezalandırma amaçlı kullanıldığına dair bir başka örnek ise yine Türkiye'den. Akşam gazetesinde 2006'da yayınlanan bir habere göre, İzmir'de engelliler arasında oynan bir basketbol karşılaşmasında meydana gelen olaylarda polis, tekerlekli iskemlede oturan sporculara biber gazı sıktı.

Neden öldürüyor?
OC, güvenlik güçlerinin neden olduğu ve sayısı giderek artan yaralanmaları, ölümleri engellemek amacıyla kullanılmaya başlandı. Eğer ölümleri engelleyeceği düşünüldüyse "biber gazı" neden öldürüyor? 1995 raporundan bu yana aydınlatılmamış pek çok vaka var. Bu vakalara bir yenisi de 1 Mayıs 2007'de Türkiye'den eklendi. Daha önce by-pass ameliyatı geçirmiş olan 75 yaşındaki İbrahim Sevindik, biber gazına maruz kaldıktan sonra geçirdiği kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetti. Görünen o ki, biber gazının güvenlik güçleri tarafından kullanılması ile "öldürücü" araçlara bir alternatif bulunmuş değil, mevcut silahlara bir yenisi daha eklendi. 1 Mayıs olaylarında da, emniyet güçleri biber gazını yakın mesafeden sinek ilacı gibi sıktıktan sonra eylemcileri copladı ve hatta göz yaşartıcı spreylerin şişeleri ile eylemcilere vurdu.

Biber gazı yasaklanmalı!
Bu yazıda biber gazına maruz kalındığında ne tür müdahaleler yapılması gerektiğinden bahsedilmiyor. Çünkü literatüre bakıldığında etkileri tam olarak bilinmeyen, maruz kalan kişilerde ciddi sağlık sorunları ve hatta ölümler bildirilmiş olan bu silahların kullanılmasının kesin olarak yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu gazların sorumsuzca kullanımı insanlık için büyük bir tehdittir ve kullanımına karşı etkin tavır alınması gerekiyor.

AYÇA ERSEN: Üniversite Konseyleri Derneği Sağlık Çalışma Grubu


Kaynaklar:
1. Phillips K, Godfrey J. A dangerous weapon in dangerous hands: Will Oleoresin Capsaicin spray reduce fatal shootings by police? Alternative Law Journal. 10.05.2007 tarihinde http://search2.austlii.edu.au/au/journals/AltLJ/1999/13.html adresinden alındı.
2. Gautam MP, Ghimire U. Tear gases and Health. Journal of Nepal Medical Association. 2004; 43:164-170.
3. American Civil Liberties Union of Southern California (ACLU), Pepper Spray Update: More Fatalities, More Questions, June 1995.
4. Howard H, Jonathan F, Epstein P, and et all. Tear Gas-Harassing Agent or Toxic Chemical Weapon?. The Journal of the American Medical Association. 1989; 262.
5. "Safety" of chemical batons. Lancet 1998; 352:159.

USB stick'de son nokta

Cok ama cok hosuma giden bir usb stick... siz dosyalarinizi icine kopyaladikca, kendisi sismanliyor ve boylelikle usb stick'inizin doldugunu anlayabiliyorsunuz... yaraticilik ne diyelim... detayli bilgi icin tiklayalim

The Processing - Sanatta 7. Boyut

The Processing MIT tarafindan gelistirilen bir dijital sanat gelistirme arayuzu... bu api sayesinde her derde deva olabilen java dili ile gayet guzel sanatsal calismalara yapilabiliyor/yapmislar..... izleyelim =)

E-Kolay ciddiye mi aldi nedir..

ABD'den sok aciklama! Dunya, ABD Baskan Yardimcisi Dick Cheneyin az once yaptigi sok edici aciklama ile calkalaniyor. Cheney, ABD Genelkurmay Baskani Peter Pace ile birlikte Beyaz Sarayda duzenledigi basin toplantisinda 'uzaylilarla ilk temasin kuruldugunu' bildirdi. devami =) 1 Nisan

 

iPorn (18+)

Apple'a nazire mi desek ne desek....  http://www.dailymotion.com/tag/iPod/video/70805

 

Web 2.0 Odulleri

Toplam 38 kategoride 300'un uzerinde web sitesi ile buyrun Web 2.0 odulleri ve de toreni =) ps. ilgililere, ozellikle ruby on rails uygulamalari olmasi bunlar icinde sevindirici...

 

Herkesin hayalidir boyle bir odaya sahip olmak

Ne diyelim, arkadas gayet guzel, yerinde bir sistem kurmus, full donanim apple, 12 system bir dunya harikasi =)  bunu da bizlere gosteriyor.... buradan bakalim nazar etme ne olur calis seninde olur =)

CSS ile Tablo

Css ile yaratilmis tablo ornekleri galerisi diyebilecegimiz hos bir site.. rahatlikla download edilebilen bu sitedeki css orneklerini ayni zamanda css'lerin isimlerine tiklayarak preview seklinde izleyebilirsiniz.. http://icant.co.uk/csstablegallery/index.php

 

Yargitay cezayi bozdu, Mehmet Tarhan serbest

Bu gun (9 Mart 2006) yargitayin vermis oldugu tahliye karari uzerine saat 21:00 de vicdani retci Mehmet Tarhan serbest birakildi. Ankara'daki Askeri Yargitay Daireler Kurulu'nda gorusulen temyiz davasindan "mahkumiyet kararinin bozulmasi ve tutuklulukta gecen sure goz onune alinarak Mehmet Tarhan'in tahliyesi" karari cikti.Sivas'taki Askeri Mahkeme, Mehmet Tarhan'a "emre itaatsizlikte israr" suclamasindan dolayi verdigi 4 yil hapis cezasina avukatlarinin yaptigi itirazi reddederek kararinda direnmisti. Bunun uzerine avukatlar bir ust mahkeme olan Askeri Yargitay'a basvurmuslardi. Askeri Yargitay'in karari bozmasi uzerine davayi yeniden gorusen Sivas'taki mahkeme kararinda direnmisti, Mehmet Tarhan davasini ikinci kez gorusen Askeri Yargitay'in ne tur bir degerlendirme yaptigi bir hafta icinde yazilacak olan gerekceli kararda aciklanacak. indymedia

 

MessengerFX ve Ajax

Gun gecmesin ki ajax bazli uygulamalar cogalmasin.. bunlara bir ornek de MessengerFX.... coklu dil destegi ve ajax ile yazildigindan dolayi hiz performans gibi sorunlar ortadan kalkmis... guzel bir uygulama olmus... ama gene de dikkatli olmak lazim.. cunku sitede herhangi bir gizlilik sozlesmesi, irtibat icin net guven verici bir adres ya da bir sirket ismi bulunmamakta... bu yuzden olaya aa bunu ajaxla yazmislar ne gusel =) dur suna feyk bir accountla bakayim dedikten sonra yaklasmak daha dogru olabilir.. yoksa yillardir gozunuz gibi korudugunuz account bilgilerinizin, elinizden ucup gitmesi hic hos olmaz degil mi... saygilar efendim....

 

The Bubble Project

Sokakta gordugunuz reklamlar bunaltiyor mu.. ya da onlara karsi soyleyecek bir cift sozunuz var ve soyleyemiyor musunuz? Buyrun sizi The Bubble Project'e alalim... Bu arkadaslar bastirtiklari 30 bin sticker ile soylemeniz gerekeni soyleyin diyor, kendileri newyork'ta cok sey soylemisler ve soylemeye de devam ediyorlar.. Soylenmemis hicbirsey kalmasin :)

 

Sonderece

Sonunda olmus.. turkiyede gordugum sonderece guzellikte t-shirt ve sweat shirt satis sitelerinden birisi... ha merter usulu satiyos kardesim de yok... gayet anlamli, nedensizce ve kendiliginden bir t-shirt sitesi sonderece... Derlerki kendileri; ".... Artik asosyetik gorunme pahasina, arada bir, bu ruh halinden siyrilmayi saglayabilecek bir adrestesiniz. Burada bugune kadar gormediginiz herhangi bir sey yok. Tam aksine, hemen hemen her gun kullandiginiz (iyisinden) sweatshirt ve t-shirt gibi urun ve aksesuarlar var. Tek bir farkla. Farkli olmayi deniyorlar. Tahrik dozajlari ile rutin gundelik yasama tuz biber ek biraz nese katiyorlar!.. Simdi uzerinize rahat bir seyler giyin ve zoraki gulumsemelerle vedalasin... Sonderece.net sitesine hosgirdiniz :)"

Ajax Activity Indicator

Ozellikle ajax uygulamalarinda ihtiyac duyulan activity indicator gif leri yapmakla ugrasmak yerine burada yapilmis olan hazir gif leri kullanabiliriz... http://www.napyfab.com/ajax-indicators/ ha bu arada bu giflerden soz acilmisken, bu tur gifleri loading islemleri sirasinda ruby otomatik yerlestirmekte... ozellikle live search uygulamasinda =) long live ruby

FreeBSD Uzerinde PostgreSQL Kurulumu ve Yapilandirmasi

FreeBSD uzerine PostgreSQL kurulumu ile ilgili enderunix ekibinden guzel bir makale... http://www.enderunix.org/docs/postgresql/freebsd_postgresql.pdf ellerine saglik.

 

Windows XP Artik Apple Uzerinde

Sonunda acilan yarisma sonuclandi, Jesus Lopez ve Eric Wasserman intel mac uzerinde windows xp yi calistirmayi basardilar.. guzel bir sey... fakat bir yandan da insan dusunmeden edemiyor... unoffical olarak arka kisimdan apple in destekledigi bir sey olmasin sakin bu...sonuc olarak bu olay apple in satislarina yarayacak bir durum.. official olarak boyle birseyi apple yapsa m$ ile bir takim telif haklari vs durumlari icine girmesi gerekebilirdi... ama unofficial sekilde yapilacak boyle bir yarisma apple a kazandirabilir, bir tasla kus katliami durumu... diger yandan ise m$ tarafinda isletim sistemi satislarina da etki edecek bir durum.. bunu da gozardi etmemek lazim... bu arada kazanan arkadaslar $ 13800 alarak guzel guzel takilacaklar... projeyi kendi sitelerinden open source olarak dagitmaktalar... icten ice apple in opensource a destegi... http://www.ntvmsnbc.com/news/365846.asp

 

Sanatseverlere Guzel Bir 3d VR Uygulamasi

Roanne Musee icin gelistirilen sanal muze ortami. pek guzel olmus acikcasi... izlenesi gezilesi bir yer roanne-musee

Apple'dan Yeni iPod Reklami

Apple reklamlarinda kullandigi siluet tarzini yavas yavas birakmak uzere sanirim, end user pazarinda entertainment center a dogru yol alan apple, bu yoldaki ilk sinyallerini vermeye basladi.... yavas yavas ama emin adimlarla... Izleyelim

 

AJAX Nedir?

Ajax nedir, ne degildir konusunda guzel bir makale, ustelik de turkce.... Burdan yakalim

 

Using Ruby on Rails for Web Development on Mac OS X

Ruby on Rails, gelecegin frameworku... su an bile amazon uzerinde en cok satan development kitaplari arasina girmis vaziyette dokumantasyon acisindan.. ozellikle ortak olcek projeler icin, on parmaginda on marifet olan bir framework.. ozellikle gelistirme surelerini inanilmaz olcude dusuren, gelistiriciye hata yapma payini en aza indiren, birkac satir kodla dunyalari yaratabilen bir frameworktur kendisi... ne diyelim artik apple bile server edition urunlerinin taniminda ya da feature listlerinde kendisinden bahsediyorsa, bunun icin sitesine article lar giriyorsa... var bisiler diyelim ... burdan buyrun.... Using Ruby on Rails for Web Development on Mac OS X RubyonRails

Photoshop Magazin Portali Yayin Hayatina Basliyor.

Tasarim dunyasini bulusturan portal www.photoshopmagazin.com yayin hayatina basliyor. 1 Eylul 2005 tarihinde, her biri konusunda uzman yazar kadrosuyla yayin hayatina baslayip, yayincilik sektorundeki buyuk boslugu dolduran Photoshop Magazin Dergisi yeni portaliyla sektorun nabzini tutmayi; reklam, yayin, fotografcilik, matbaacilik, 3D, mimari, muhendislik, tekstil ve iletisim gibi tasarimin soz konusu oldugu sektorlerle ilgilenenleri bir araya getirmeyi amacliyor. Tasarim dunyasini bulusturan dergi Photoshop Magazin, yeni portali kullanicilara sunulmus durumda. Gelismis altyapi platformu binlerce kisinin ayni anda hizli ve keyifli sorf yapabilmesine ve yarismasina imkan saglayabilecek sekilde duzenlendi. Genis ve surekli artmakta olan icerigi ile kendi alaninda dunyada aylik yayinlanan tek dergi olan Photoshop Magazin yeni portali www.photoshopmagazin.com ile de kendi alanindaki en kapsamli web portali olma unvanini kazaniyor. Tasarimcilara hitap edecek olan portalin arabirim tasarimlari da Photoshop programinin menulerinden yola cikarak tasarilanmistir.

Multi Touch Interaction

User interaction konusunda guzel bir ornek.. gelgelelim apple tarafindan patentinin alinmis olmasi hem guzel hem de meraklandirici bir durum.. ozellikle resimlerin geldigi ekranda, resimlerinin kategorizasyonunu yapan elemani gorunce direkt aklima aperture geldi.. apple bize guzel bir isikli masa mi yapacak nedir... gorelim

 

Microsoft iPod icin kutu yaparsa

Gunlerden bir gun, Microsoft iPod icin kutu tasarlamak istemis... neler olmus neler.. "iPod box (by Microsoft)" Ama sonra bu videonun microsoft tarafindan bizzat kendi iclerindeki bir soruna vurgu amacli yapildigi ortaya cikti... guzel bir ozelestri.. microsofttan beklenmeyecek, yesil sahalarda gormeyi arzu ettigimiz sik hareketler bunlar... haydi eller havaya =)

 

Bira Sorunsali

Bir hafta icinde 25 bira ve 1 sise sarap icmisim.. kendim dahi inanamadim...aslinda 25 bira ve 1 sise sarapta bir sey yok.. gun bazli ortalama olacak olursa 3 bira falam dusuo gun basina ama siseleri toplu halde bir arada gorunce yuh dedim kendi kendime, ne biliyim bi garip oldum...... hayra alamet degil dedim.... hayir cok susatiyor, cigerleri yakip kurutuyor haliyle... fena, cok fena

Legomania

Cok ilginctir bu legolar.. oyle fanatiklerini gordum ki... isi gucu birakip paso lego ile ugrasiolar... burada da bir tanesi var http://www.ezprezzo.com/crazypics/lego_aircraft_carrier.html helal olsun ne diyelim...

 

Yeni Mimar | yenimimar.com

Yenimimar.com, mimarlığı yaygınlaştıran bir formata taşıyan Yeni Mimar gazetesi ile birlikte Türkiyeli mimarlar için etkili ve yaygın bir paylaşım alanı oluşturmayı amaçlıyor.

Yeni Mimar Gazetesi, gazete formatı ile mimarlığın yayıncılığını kolay ulaşılabilir olarak tasarlayıp, her nesilden mimarları birbirleri ve toplumun diğer kesimleri ile ilişkilendirmeyi amaçladı. Yenimimar.com, “yeni mimar” projesinin devamı niteliğindedir ve inanıyoruz ki bu amacın gerçekleştirilmesi sürecinde etkili ve hızlandırıcı bir katalizör olacaktır.

Yeni Mimar web projesi de bu paylaşımcılığın bir yansıması olarak planlandı. Bu sebeple, Yenimimar.com'un ana karakterini mümkün oldukça yüzleri ve isimleri ile gerçek kişiler üzerinden yarattığı tartışma ortamı oluşturmaktadır. Bu ortamın mimarlığın paylaşımını geliştirmesini, ifadesini bulamamış her noktasına, her kişisine ulaşmasını; görünür ve ilişkilenebilir kılmayı bir gereklilik olarak görüyoruz.

Bu yaklaşımla, Yenimimar.com kişilerin farklı alanlardaki araştırmalarını desteklemekte, araştırmalarını yayma, geliştirme, doğru ilişkileri bulma olanaklarını sunmaktadır. Bölüm editörü olabilir ya da Yenimimar.com üyeliği ile her haber ve tartışma sayfası için açılan yorumlar bölümü ile bilgi ve düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz. Yenimimar.com internetin anonimliği içinde gelişen iletişim sorunlarını gidermek için editörler gibi yorum yazan üyelerin de kendilerini gerçek kimlik bilgileri ile tanıtmalarını rica etmektedir. Tartışmanın bu niteliğinin mimarlığın ortak eleştiri ve tartışma dilini beslemesi ve mimarlığın Türkiye deki ifadesinin geliştirilmesi umulmaktadır.

Yenimimar.com üzerinden gazetenin içeriğine abonelik sistemi ile ulaşabileceğiniz gibi, gazetenin kapağına taşıdığı gündem konusuna tüm ay boyunca yorumlarınız ile katkıda bulunup, geri dönüşünü her beraber paylaşabileceğiz. Bununla birlikte, güncelliği oluşturan her konu, gazeteden bağımsız olarak yerini Yenimimar.com da bulacak ve her haber tartışılabilecek.

“Yenimimar” fikri, mimarlık mesleğinin yeni kuşak mimarlar tarafından yeniden sorgulanması temeline dayanmaktadır; kendini yeniden sorgulamaktan çekinmeyen her kuşaktan mimarın fikrine aracı olmayı hedeflemektedir. Yeni Mimar gazetesinin oluşturmaya çalıştığı gibi, Yenimimar.com da tarafsız değil, tartıştıran bir yaklaşıma sahip olacaktır. Mimarlığın paylaşımını sağlayan tartışma ve yorumlar, mimarlık, yapı ve kentle ilgili sözü, konusu olan herkese açıktır ve bu yönüyle çoksesli- politik- bir alan oluşturur.

Yenimimar.com hedef kullanıcılarını fikirlerini paylaşmaktan çekinmeyen, çevresini fikirleriyle değiştirebileceğine inanan, tartışan editörleriyle “yeni”leşmekten çekinmeyen mimarlar olarak belirledi. Yenimimar.com, her yaştaki “yenimimar”ları bu paylaşıma davet etmektedir.

Yenimimar.com Editörü olmak için

Araştırmalarınıza güveniyorsanız; fikirlerinizi paylaşmak istiyorsanız; uzmanlık alanınızı diğer mimarlardan beslenerek, TARTIŞARAK ilerletmek istiyorsanız, Yenimimar.com’da editör olabilirsiniz.

Bize CV’nizle birlikte, Tartışma bölümü için önerdiğiniz temanızı iletin.

editor@yenimimar.com

Link: www.yenimimar.com

Google Master Plan



Uzerine soylenecek cok sey var, ciddi durumlar, endise verici haller, laikti, muhtira idi (kaldi ki kendisi de ayni yollar vasitasi ile gelmistir, ki vehameti bu daha da arttirabiliyor - burada pencere muhabettine girmeyecegim, cunku artik tek bir pencere var noktasina ramak kalmis iken-).

Cagimizin en buyuk problemi ya da big brother oldu iste gordunuz mu seklinde geyiklere de girmek istemiyorum cunku daha bu pilav cok su kaldirir..

Durum vahim ve internetin de cok disina cikmis bir surec, evrilme diyorum bu duruma ve bu noktada, bundan sonrasi ise daha farkli bir dunya ki kiymeti harbiyesi ne sekilde baktigina bagli.. Bu yuzden sanirim biraz karamsarim ve melankolik durumlar olarak da gormuyorum.

Tehlikenin farkinda misiniz?

Link: Master Plan The Movie

Ozan Halıcı ve Jurgen Mayer bu konuyu bitirme tezlerinde ele aliyorlar ve dikkatlari akiskan goruntuler ile bu konunun uzerine cekmeye calisiyorlar. Gorsel hafizanin daha rahat algi surecini isletebileceginden oturu mucadeleye vidyo ile baslamislar diye de gorebiliriz.

Az Enerji, Cok Basarim | SofaHänger













Az enerji, cok basarim. Cok mu ataletsizlik getirir bilinmez ama gene de savunmak gerek gibi.. Alman mobilya ureticisi VANPEY'in tasarlamis oldugu bu koltuk fayda aleti diyebilecegim biraz daha kolaylastirabilecek gibi yasantimizin hengamesini. Hayir cok fazla anlam yukledigimi de dusunmuyorum. Gayet basit bir olgu bahsettigim dolayisiyla hayata dair bir olgu seklinde goruyorum.

Link: Vanpey
Link: SofaHänger

Internette Porno Durumlari





Good Magazine'in hazirlamis oldugu internette porno olgusu ile ilgili basarili bir vidyo. Hal ve gidisat durumlari kaygilandirici...

Link: Good Magazine

Doll Face

WWF - Konserve



"70.000 ton petrol. Şimdi Galicia kıyılarında. Yarın tabağınızda. Bize şimdi yardım edin: wwf.org"
"70.000 t of oil. Today on the coast of Galicia. Tomorrow on your plate. Help us now: wwf.org"

Greenpeace Türkiye



22 Mayıs 2007 Salı

NTV'nin 10. yılında Cem Yılmaz Gösterisi

Amsterdam 50 bin dolara satıldı

Second life'ta sanal Amsterdam şehrinin sahibi Kevin Alderman, geçen hafta şehri ebay'de satışa çıkarmıştı ve Amsterdam 50.000 dolardan satıldı.

bildirgec.org

Myminilife

Yaklasik 5 milyon kullanicisi olan second life'a yeni bir rakip geldi. Myminilife adiyla Second Life'in karsisina çikan myminilife sahte hayatlarini çogaltmak isteyenler için birebir.

Konsept haricinde Myminilife'in getirdigi tek yenilik Second Life'in kayit prosedürünü kisaltmis olmasi.

bildirgec.org

21 Mayıs 2007 Pazartesi

Sen bir sarhoşsun!

...

Bir AKP milletvekili Ankara’da gece alkollü gördüğü bir CHP milletvekiline "Sarhoş, ne olacak!" demiş. Bir tartışma çıkmış aralarında.

Bunu duyunca, İngiltere’nin ünlü başbakanlarından Churchill’in bir olayını hatırladım.

Churchill her gün içkiye erken başlayanlardandı. Tartışmalı bir parlamento toplantısından sonra İşçi Partisi’nin kadın milletvekillerinden Braddock sinirlenerek:

-"Sen bir sarhoşsun!" diye bağırır.

Churchill gülerek kadına cevap verir:

-"Olabilir hanımefendi. Fakat yarın ben ayılacağım, sen hep çirkin kalacaksın!"

Kıssadan hisse...

Rahmi Turan

13 Mayıs 2007 Pazar

Muhafazakarlığın riyası gibisi yok…

Muhafazakarlığın riyası gibisi yok…
04.10.2006 11:31

Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır.

Kur’an’ı Kerim, Hücürat 12-13

Aramızda sinsi bir şey var.

Bu muhafazakarlarla aramızda sinsi bir şey var.

Zühdi bir müslümanın önünde selam dururum.

O bizi anlar, biz onu anlarız.

Gerçek bir devrimcinin önünde selam dururum.

O bizi anlar, biz onu anlarız.

Ama bu muhafazakarlarla aramızda bir şey var.

Sinsi bir şey…

İçi başka, dışı başka gibi mi desem; nasları, dogmaları işine geldiği gibi çekiştirir mi desem…

Ne desem bilemiyorum; meşrebim barışmıyor muhafazakarlarla.

Aramızda sinsi bir şey var…

Muhafazakarın tanımının getirip aramıza koyduğu bir şey…

Bir bulutsu gibi duruyor muhafazakar karşımda.

Dindar desem, dindar değil.

Yaşamda tutucu ama zihnini açabilir, desem; açamıyor…

Bir bulutsu gibi duruyor…

Zühdi, ‘küfre gittikçe Allah’a dönüyorum’ gibi bir sözü anlıyor.

Çünkü yaşamı daraltıyor, ama düşünceyi genişletiyor.

Devrimci, düşünceyi daraltıyor ama yaşamı genişletiyor.

Muhafazakar sinsi bir şey koyuyor aramıza… Bir ‘riya’… Bir sigorta!

Kalbindeki kirleri ahlaki gibi duran bir perdeyle örtüyor.

Yaşamdaki yetersizliğini din ile kapatmaya çalışıyor.

Muhafazakar bu!

Bağıra bağıra savunduğu kitaptaki yorumların tahrifat olduğu ortaya çıktığı zaman, “ben yanlışta ısrar etmem” diyebilecek kadar çağdaş olabiliyor.

Muhafazakar bu!

Laiki, İslamcısı yok!

Dünyanın en rahmani ilişkilerini, bir kadın köşe yazarını kullanarak en şeytani şeklilde yorumlayabiliyor..

Muhafazakarlarla aramızda sinsi bir şey var.

Tanımının getirip aramıza yerleştirdiği bir şey.

Onların şerrinden Allah’a sığınıyoruz.

İrticadan öncelikli tehdit: Muhafazakarlaşma

İrticadan öncelikli tehdit: Muhafazakarlaşma
05.10.2006 16:27

Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.

Kur’an-ı Kerim, Hucurat 17


Hiçbir şeyi muhafaza edemeyen insana muhafazakar denir.

Kaybı bildiği için, kafayı muhafaza etmeye takmıştır.

Şekli, kabuğu muhafaza etse; içeriği edemez.

İçeriği muhafaza etse, şeklini bozar.

Çünkü muhafazakarlık; neyi muhafaza ettiğinin tanımını yapmaktan imtina eden, kıvırtmaya, içeriği oportunistçe kullanmaya müsait siyasi bir operasyonun adıdır.

‘Kutsal aile’yi koruyan muhafazakar, bunu karısını sekreteriyle aldatarak yapar.

Sekreter emniyet sibobudur. Aldatma, evliliğini kaim kılan ‘ahlaksızlıktır.’

Muhafazakarlık, evliliği kaim kılmak için aldatmaya cevaz veren sistemin adıdır.

Neyin muhafaza edildiği konusunda, bir ideolojik veya tarihsel netlik bulamazsınız muhafazakarda.

Bu faaliyete girişmez. Kavramlardaki belirsizlik, muhafazakarı muhafazakar yapan şeydir.

O yüzden anakronikdir.

Örneğin din konusunda, bakarsınız 1950’li yılların dindarları gibi giyinmeyi muhafaza etmeye çalışırken; bir bakarsınız ağaçlara bez bağlarken 1500 yıl geriye sıçramış Cahiliye devrini muhafaza etmeye girişmiştir.

Oportinizmle yönetilen bir anakronizm (zamansal uyumsuzluk) inşa etmiştir.

Gündelik hayat böyle gelişirken, siyasi izdüşümünü, ideolojisini de buna göre kurumsallaştırmıştır.

Bugün Türkiye’nin ‘irtica’ diye teşhis edilen tehdit önceliği, aslında ‘muhafazakarlaşmadır.’

İrtica net bir geri dönüşü ifade eder. Genelde kültürel hedef ‘Asr-ı Saadet’tir.

Muhafazakar ise, geçmişten akıp gelen ‘geleneksel’ kimi değerleri, bir koleksiyoncu edasıyla tarihin kimi dönemlerinden toplamış, biriktirmiştir. Kar yazmakta kullanım değerleri bulunanları seçmiştir.

İşine geldiğinde çıkartır cebinden, lüzumlu yerde kullanır.

Dünyadaki bütün istatistikler, gündelik hayattaki sapkın eğilimlerin muhafazakarlar arasından çıktığını gösteriyor.

Siyasi dünyada da izdüşümü vardır.

Türkiye’ye gelince…

Tezi açık yazıyorum: Türkiye’nin sorunu marjinal ‘irtica’dan ziyade, ‘yaygın’ muhafazakarlaşmadır.

İşte TSK ‘irtica’yı hedef aldıkça, ‘mürteci’ görüntüsündeki muhafazakarın, ben muhafazakarım diye bağırmasının sebeb-i hikmeti budur.

İrtica tehlikesi var, dediği zaman TSK,

Bu sözün muhataplarının ‘evet irtica tehlikesi var, temizleyelim’ diyebilmesi; muhafazakarlığın operasyonel yeteneğinden kaynaklanan bir özelliktir.

Muhafazakarlık, şeyh efendilerin ellerini ayaklarını öpen, sonra da konjonktür değiştiğinde, söylemlerini ‘tutuklansınlar’ demeye getirmeye müsait bir siyasal alettir.

Efendiler, şaşkınlık içindedir.

Tehlike ‘irtica’dan önce, muhafazakarlığın kendisidir.

Çünkü neyi muhafaza ettiğini tanımlayamayan, tanımlamak istemeyen muhafazakar; ne dini, ne cumhuriyeti muhafaza edemeyen; ikisini de kaybetme endişesiyle kafayı ‘muhafaza’ etme kavramına takmış, siyasetini böyle isimlendirmiş insandır.

Türkiye’nin sosyal dokusunu ve siyasi haritasını tahdit eden bu girişimi tartışmaya açarken; dindarın da, laikin de, dinsizin de varoluşunun muhafazakar tarafından çözüldüğünü hatırlatmak istiyorum.

Net anlaşılmasında anahtar olabilir:

Televole Medeniyeti, Beyaz Türk’ün medeniyeti değil, aksine muhafazakarın medeniyetidir.

Finans Kuruluşu’nun adını, diyelim Furkan koyan, ramazanda oruç tutan ama t-shirt’ünde Fcuk markasını taşımaktan gocunmayan, oruç tutmayanı takke ve şalvarla değil ama bu ‘modern’ kıyfetiyle linç etmeye kalkan, beş birayla bilinçaltını serbest bırakıp ona buna sarkıntılık eden, Müslüman değil, muhafazakardır.

Sibel Can bu profilin pazarına soyunup, Seda Sayan bu profile kapanmıştır.

Konunun müslümanla da, laikle de ilgisi yoktur, vesselam.

TELEVOLE BİR AKP MEDENİYETİDİR

10.05.2007 17:38

Daha önceleri tezi şöyle ifade etmiştim:

Magazin ve sosyete haberleri elitler için değildir. Popüler kültür ile karıştırılmış, bir taklit Hermes kadar taklit sosyete mecmualarının okuru elitler değildir.

Sosyete de değildir.

Memleket sathında 20-30 bin, sosyete dergisi meraklısı bulunamayacağına göre, sosyete dergisinin meraklısı oraya çıkmanın yollarını arayan varoşlardır.

(Satış raporları ortada, o dergiler Nişantaşı’nda değil, Zeytinburnu’nda satılıyor!)

Aynı şekilde ‘televole’ tarzı programlara reyting rekoru kırdıracak kadar ‘ünlü’, ‘zengin’, ‘telekız’ ve ‘futbolcu’ bulunamayacağına göre, bunların meraklısı da ‘yırtmaya çalışan’ varoşlardır.

Çünkü Beyaz Türk’ün kazayla bir fotoğrafı magazin basınında çıksa, ailesinden papara yer, arkadaşları arasında utançtan yüzü kızarır.

Öteki tebrik edilir.

Sibel Can’ın Ramazan’da onlar için kapanıp, bir ay sonra onlar için açıldığı bu kalabalık ‘uyaroğlu’dur.

Başını kapatmak da, açmak da, sosyal bir yükselişin enstrümanı haline gelmiştir. Bu haliyle zaten birbirinden farkı da kalmamıştır.

AKP’nin özü de böyledir.

Dini sembolleri iş dünyasında masonik bir ritüel gibi kullanan ‘varoş önderleri’nin Reina’ya, Şamdan’a, Papermoon’a, Cahide’ye çok kolay uyum sağlamasının sebeb-i hikmeti de bu.

Her ne kadar adı geçen muhitlerde müstehzi bir tebessüm ile karşılansalar da, artık kapıda kalmamaktadır AKP sosyetesi. Ve o malum dergilerde ‘türban’ ile poz verilmeye başlanmıştır.

Bakın bugün gazetelerde Başbakan Erdoğan’ın Metin Şentürk, Hülya Avşar ve Türkan Şoray’a milletvekili teklifinde bulunduğu haberi var…

Hakan Şükür zaten milletvekilliğine evet demiş, Ümit Davala sırada…

Önceki gün de, sosyetenin önemli ismi Leyla Alaton’a adaylık teklifinde bulunulduğunu öğrendik.

Ve bu manzarada hiç mi hiç şaşıracak bir yan yok.

Benim 27 Mart tarihinde “AKP’nin mevzilerini milli ve laik figürlerle tahkim etmesi teşvik edilmelidir. Yani laik ve milli muhalefeti, AKP’nin de içselleştirmesine yardımcı olunmalıdır,” önerim ile….

Ertuğrul Özkök’ün 4 Mayıs tarihindeki, “Türkiye’de meşru alan içinde kalmak isteyen bütün partiler ve siyasetçiler, bu "laik-İslamcı" kutuplaşmasını yumuşatmak için çaba harcamalıdır.Gelecek seçimde AKP vitrini, bu konudaki iyi niyetin ilk işareti olmalıdır,” teklifi sanırım yanlış anlaşılmış.

(Çok emin değilim, Özkök’ünkü doğru anlaşılmış olabilir.)

Şimdi bırakın, darbe-muhtıra tartışmalarını falan bir yana…

Televole Kültürü’nün iktidarının ilk görünürlük kazandığı yıllarda, Milli İstihbarat Teşkilatı analistleri bunu bir ‘tehdit’ olarak kabul etmiş ve başkanının ağzından uyarıda bulunmuştu.

Şimdi o kültür, o medeniyet AKP’nin yeni kadrolarında ‘siyasi iktidara talip’ olarak karşımıza çıkıyor.

Bana sorarsanız, çöküşü imleyen; Hürrem Sultan’ın türbesinden aynı saat dilimi içinde Reina’ya çok kolay geçiş imkanı bulunan, Reina’da göbek attıktan sonra sahura kalkabilecek kadar ‘geniş insanlar’ yetiştirmiş bu medeniyetin aktörleri Şevki Yılmaz’dan, Hasan Hüseyin Ceylan’dan ne daha ‘modern’, ne de daha ‘ahlaklı’…

Türk kültür ve medeniyetinin geçmişinde böyle Pompei türü modeller bulunmadığı için, bilim adamları sosyal analiz yaparken Türkiye’nin bugününü eski Yunan’dan örneklerle anlatmak durumunda kalıyor.

AKP medyasının, bugün magazin kulvarlarına doğru hareketlenmesi de tesadüf değil herhalde… Seçim propagandasını da kadınlı sabah programlarında yaparlar artık.

Bense, toplumdan hem dini hem de laisiteyi birlikte tasfiye eden bu şizofrenik ‘muhafazakarlığı’ Türkan Saylan’ın şeriat endişesinden daha derin bir endişe ile izleyip duruyorum.